Pazartesi, Mart 19, 2012
Oprah'ın 20 mottosu
Pazar, Mart 18, 2012
Türkiyeli, Trans, Gururlu
Salı, Şubat 28, 2012
Chaz Olmak
Filmin ne kadar "iyi" veya "politik" olduğuyla ilgili şüphelerim , -daha önceden izlediğim- Chaz'ın katıldığı TV programlarının videolarından aklımda kalanlardan çok filmin isminden kaynaklanıyordu. "Becoming Chaz" aslında hem "Chaz Olmak" hem de "Chaz'a dönüşmek" gibi anlaşılabiliyordu. Filmin adı -özellikle çevirisi- sanki hem dönüşüme hem de ünlü olmaya atıfta bulunuyor gibiydi. Filmin tanıtımını okumak zahmetine bile girmemiştim; riski aldım ve filme girdim. Ama bence siz yapmayın! Gitmeyin; çünkü film bir trans erkeğin iç dünyasıyla ilgili pek az şey söylerken Chaz'ın bu geçiş süreciyle pek de baş edemeyen histerik sevgilisinin Chaz'ın kalçasına yapacağı iğneye yaklaşık 3 dakika falan ayırıyor. Filmin toplamı 80 dakika mı ne zaten. Kesinlikle politik bir film değil. Politik öğeler veya transgender tarihine dair bilgiler tuz serpelenir gibi usulen serpiştirilmiş adeta. Lafı uzatmayacağım. Bebekken de televizyona çıkan dolayısıyla fiziksel değişimiyle ilgili onlarca video kayıt ve fotoğraf bulunan, tanınan biri malzeme edilmiş, daha fazlası da yok filmde. Chaz'ın testosteron "yüzünden" agresifleşmesi, geçmişinden ve daha önceki deneyimlerinden nefretle bahsetmesi; kız arkadaşının sığlığı beni boğdu. Yoklukta, ünlü bu, her türlü gider bu film demişler çekmişler adeta.
Kadın İsimli Erkek
Nakliyeciler mesela... Bir yandan işveren olduğum için saygılı davranmak zorunda hissederlerken bir yandan yaşlı başlı/ kelli felli/ kalıplı olmadığım ama mesafeli olduğum için nasıl davranacaklarını bilemediler. Erkeklerin arasında sınıf, yaş vs önemli olmaksızın kurulan o muhabbet bizim aramızda gelişmedi; ama açıkçası nakliyeciler işin en az maceralı bölümüydü. Epi topu kendi adım yerine babamın adıyla imzalayıverdim evrakları olur da davalık bir durum olursa diye, hepsi o (!).
Sonra abonelikleri kapatmaya gidince olaylar epey renklendi. O gün sabahtan katılmam gereken bir de dava vardı. İsimler okundu. Önce mübaşir kim olduğumu sordu, çünkü az önce biri avukat iki kadın adı okuduğuna emindi, davacı taraftanım deyince boş verip gitti. Sonra katip avukata "beyefendi kim?" dedi; çünkü o da orada bir kadın ismi görmekteydi, cevabı alınca bir bocaladı; sonra yazmaya devam etti. Dava süresince ara ara aklına takıldığımı fark ettim; ama o kadardı... Kimse yorumda bulunmamıştı, gün beklediğimden iyi başlamıştı.
Su için online başvuru yaptım, mesai bitmek üzereyken elektriğe yetiştim. Tüm şapşal telaşımla konuya girdim. Bölge, abone no söyledim alelacele! Sayacı okumadım ama, dedim. Derdim mesai bitmeden bitirmek. "Kimlik fotokopisi lazım, siz çektirin, ben evrakı hazırlayayım" dedi memure neyse ki. Nasıl bir kar kış o gün! Montumu öyle bir kapamışım ki adeta Southpark'taki Kenny gibiyim : D Fotokopi dışarda. Koştururken birden hatırladım ki kimlikteki fotoğraf bana pek de benzemiyor, aman dedim çekmez şimdi ben hiç montun kapüşonunu çıkarmayayım. Sesimi çıkarmadan kartı uzattım, adam aldı çekti arka yüzü çekmek için çevirirken elindekine baktı, bir şaşırdı... İşkilli gözlerle montun altında bir kadın aradı, ben put gibi bekledim, aldım çıktım sonra. Geri döndüğümde memure çıktıyı almıştı, imzaladım, fotokopiyi de yine telaşla verdim, teşekkür edip çıktım. Neyse bu kadarla yırttım diyordum, yanılmışım : ) Ertesi gün cep telefonum çaldı:
-Alo
-Alo, iyi günler. Ben .... ile görüşecektim.
-Buyrun benim.
-Ben dün işleminizi yapmıştım da, kimliğe hiç bakmamışım, teyit etmek için...
-...Yok yok kimlik bana ait.
-Tamam, teşekkür ederim.
-Ben teşekkür ederim, iyi günleer...
-İyi günler...
Gerçekten kibar ve sevecen bir ses olmasaydı telefondaki, gerçekten işle ilgili bir hata yapmak kaygısıyla değil de merakından aramış olsaydı çok gerilirdim. Neyse bu kadarla yırttım diye düşündüm yine, yine yanılmışım : D
Ertesi gün İgdaş'a gittim. Elliye merdiven dayamış bir memureye denk geldim, faturanın üzerinden abone no okuyamayınca yardımcı oldum hoş bir ortam oldu. Sonra kimlik adımı okudu, kimse onun gelmesi gerek diyecekken -alışık olduğum için- "benim, benim" dedim. İşleme devam ettik. Sonra beni bir yere yolladı, döndüğümde evrağı hazırlamıştı. Kağıdı bana uzatmadan önce sayfanın ortasında bir yeri yuvarlak içine aldı, imzalayacağım yeri gösterdi. Kalemi verirken "..... ne demek biliyor musun?" dedi, babannemin adının anlamını soruyordu, yuvarlak içine aldığı kendi ismi de babanneminkiyle aynıydı. Hiç bozmadım, gülümseyerek "bilmiyorum ne demek?" dedim. "Zarif, latif, güzel kadın demek... Bir de hakan eşi demek" dedi, ismini sevdiği belliydi. Bir de öyle bir edayla söyledi ki emin olamadım; ya transseksüel kimliğimi biliyordu ve isme uygun davranmadığım için kızıyordu ya da bu kadar anlamlı bulduğu aşikar bir biçimde kadın ismi olan bir ismin bir erkek tarafından da kullanılıyor olması hoşuna gitmemişti : D "Aa, öyle miymiş?" dedim, gülümsedim, teşekkür ettim, çıkıp gittim İgdaş'tan ama adaş memurenin tavrı aklımdan çıkmadı, durup anlatıp güldüm...
Aynı gün bir de bankayı aradım, kart numaramı girince doğrudan kimlikteki ismimle seslendiler. "Evet, benim" dedim, güvenlik kontrolü bilmem ne diye üç-beş soru sordular cevapladım. Güvenemedi telefondaki kadın, "sesiniz uymuyor da kayıtlarımıza" gibi bir şey dedi, mecburen açıldım, bu bu yüzden uymuyordur; "ama teyit ettiniz benim" dedim sakince. Kimlikteki adımın cinsiyetiyle ses tonum birbirine uyumlu olmadığı için işlemi bankadan yaptırmam gerektiğini söylediler, tartışmadım bile, kapadım.
Resmi kimliğimle ilgili son durumum bu. Ehliyet, pasaport da kullansam, fotoğrafım bana benzese de benzemese de kimseyi inandıramıyorum o kimliğin bana ait olduğuna! Açılsam niye değiştirmedin hala diye suçluyorlar! Sanki verdiniz de ben almadım, sanki müptelasıyım hırsız muamelesinin >: D Teheyallam! : )
Pazartesi, Şubat 27, 2012
Yaşayan Kütüphane
Ben ve blogum hakkında
ciddi, idealist, trans blog yazdım başına. Beklentilerim var bu blogdan: Kendi serüvenimi görmek istiyorum her şey bittiğinde; Türkçe trans erkek dökümanı neredeyse yok, ulaşabildiklerimi göstermek istiyorum; her trans bireyin attığı -muhtemelen- ortak adımları, yaşadığı -muhtemelen- ortak sosyal sıkıntıları yazarak insanların bunun üzerine düşünmelerini sağlamak istiyorum, bilgi vermek istiyorum, yanlış düşünmek sonra yanlış düşünmüşlüğümü herkesin önünde kabul edebilmek istiyorum. Örtbas edile(bile)n hatalarla mükemmel olmaktan sıkıldım. Benim bildiğimi herkes bilsin istiyorum; hem kendi özelimde hem de epistemolojik anlamda.
Her şeyin içini açacağım tek tek. Erkekliği, cinsel yönelimi,doğalı, normali, duyguyu... Her şeyi! Okuyan olur da şunu unutmuşsun şunu da aç, bak orayı eksik düşünmüşsün diyen olursa zahmet eden herkese şimdiden teşekkürler.
Popüler Yayınlar
-
Pınar Selek, benim için, (lise 2-3e kadar) Mısır Çarşısı'yla ilgili adını hatırladığım flu bir imajdır. Tahminen esmer, zayıflıktan iskelet...
-
: "İlk ne zaman farkettn bedenine ait olmadığını? Berk İnan: ' Çok erken... Net hatırladığım en erken anım 4-5-6 yaş sanırım, onlardan biri....
-
Yaklaşık 4 yıldır LGBTT hareketin içindeyim, daha az mı daha çok mu bilmiyorum... Açılmamdan önce de hareketin içindeydim; ama Voltrans : Tr...
-
Geçtiğimiz cumartesi pazar yine Yaşayan Kütüphane vardı, Sun.day Sky Şehir Festivali'nde... Bununla sanırım dördüncü kütüphane oldu katıldığ...
-
Trans erkekler o kadar görünmezler ki; lezbiyen görünmezliğine rağmen lezbiyenler bizim yanımızda görünür kalır! O kadar... Trans erkekler...
-
Bir buçuk günlüğüne arkadaşın ailesinin Çınarcık'ın bir ilçesindeki yazlığına gittik... Dört kişi... İlk gün yoldan yorulmuşuz güneşli saa...
-
Posta, Hürriyet gibi birçok gazetede bugün bu haber vardı. Hepsinin dili birbirinden kötüydü, ben de "kötünün iyisi"ni seçip beni irite eden...
-
'OĞLUMUN SÜTYENİNİ KENDİM TAKTIM' “Eşcinsel yakını olmak” nasıl bir şey? İşte bir annenin hayretle okuyacağınız sözleri... (haber eşcinse...
-
Sıkça söylenen saçmalıklar (SSS), artık duymak istemediğimiz sorular ve yorumlar, vs. toplamasıdır. SSS toplamak, sıradışılaştırılan insanl...
-
Görünen o ki, hayatımda sahip olmak istediğim şeylere… Asla sahip olamadım. Bu yüzden, hayatın beni sadece üzmesi sürpriz değil. Mutluluk ne...
Blog Archive
-
►
2011
(30)
-
►
Şubat
(13)
- "Ana yüreği" denen şey...
- Blogun Güzel bir Özeti // Kendi Çapında Ünlü 2
- Katıldığım Bir Etkinlik
- Adım Berk
- Annem Vs. Cerrahım // Ameliyat Tarihi
- Erkeklikle Babalık Arasında Seçim Yapmak // Baba F...
- Yine de keyfime diyecek yok
- Amerika'yı Yeniden Keşfetme Klavuzu // Sargı
- Delikanlı Transerkek // Devre
- Heteroflexible?
- İzmir'deyiz
- Bazı cevaplar
- Beklenen Gün
-
►
Şubat
(13)