Özel Hayatında Serbesti!

http://www.milliyet.com.tr/Yasam/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=1064315&b=Polis%20ozel%20hayatinda%20daha%20ozgur%20olacak

Linkteki haberi okuduğunuzda sizin de gülesiniz geldi mi??

Kadınlarını bile erkeksileştiren bir teşkilatta, şiddetin dolayısıyla iktidarın/ erkin ve tabii dolayısıyla erk-ekliğin simgesi Polis Teşkilatı'ndaa serbestlik verilecekmiş... Ayrımcılık karşıtı yasa yapmak bi yana özel hayata karışan yasayı geri çekeceğimizi ilan ediyoruz daha! "Aza kanaat etmeyen çoğu bulamaz, buna razı olalım" dedik diyelim bu kadar "erk-ek"leşmiş bir teşkilatta gay bi polisin kendini cinsel yönelimiyle kabul ettirebileceğini nasıl varsayabiliriz ki?!

Ayrıca haberde sadece GEY denmesi sizce de kadın eşcinselliğinin görünmezliğinin bir başka tezahürü değil mi?

sadakat

Toz tutmaz tek eşlilik - çok eşlilik tartışmaları, '60larla birlikte hayatımıza giren "özgür aşk" ve son olarak tüm "normatif"leri yıkan dolayısıyla cinselliği "mit"inden söken ve -salt o şekilde değilse de- deneyim olarak okuyan queer teori... Ve elbette tüm bunların ortasında Sadakat!

Bu konuda düşüncelerim değişti mi merak edip geriye baktığımda düşüncelerimde değil; ama söylemimde değişiklik olduğunu görüyorum. Tazecik rönesansımın bir nüvesi olsa gerek; artık şepşeffafım! Beyaz atlı prens'i oynamayı bıraktım artık galiba. Hâlâ uzun ilişkilerden hoşlanıyorum (bu çok "olumlu" "insanlar"a göre, laçka değil, afferim bana) ve hâlâ birden fazla insanın benim için anlamlı olabiliyor (o ne demekmiş şimdi, anlamlı derken, cık cık cık bana)... Bir çeşit hiyerarşiyle; kimseyi kayırmadan, farklı konumlarla koyarak, her biriyle yakınlığımdan farklı şeyler bekleyerek beslemişimdir ben hep kendimi; ama kadınlar bunu kabul etmediler hiç. Hep hiyerarşiyi yalanlamak ve varolsaydı bile onun mutlaka en üstte olacağını söylemek zorunda bırakıldım. Oysa onlar 'farklı bahçeler"di benim dünyamda... Başım ağrımasın diye bekleneni söyledim bazen, bazen de "beyaz at"ıma gölge düşmesin diye... Beklendiği için söyledim ama... İçimden gelerek söylememe fırsat bırakmadan beklediler bunu benden. Aynı sadakat gibi... Oysa sevdiğimde zaten gözüme perdeler çöker benim. Kendiliğinden sadık olmak çok kolaydır üstelik; çünkü sadakat sürekli konu edilip kişinin sevdiği insanla dolu dünyası yabancı isimlerle bölünmez böylece... sadakati teftiş eden zihniyetin bünyede yarattığı gerginlik de olmayacağından cicim ayları uzar... Daha neler neler.

Kadınların sevgime güvenmelerini istemekle çok mu oluyorum ben acaba?

Happiness veya Pedofili

Görünen o ki, hayatımda sahip olmak istediğim şeylere…
Asla sahip olamadım.
Bu yüzden, hayatın beni sadece üzmesi sürpriz değil.
Mutluluk neredesin?
Seni o kadar uzun zamandır arıyorum ki…
Mutluluk nesin sen?
Bir ipucum bile yok.
Mutluluk neden, hep benden bu kadar uzak olmak zorundasın?


Bu sözler Happiness (1998) filminde çalan şarkının sözlerinden bir parça. Filmi yeni izledim, adına aldanmayın, filmde final sahnesine kadar mutlu kimse göremezsiniz... Hikaye kabaca şöyle: Hâlâ hayatının erkeğini arayan "kız kurusu" Joy, kendisine takmış işi de telefon sapıklığına vardırmış abazan yan komşusundan bihaber olan "yazar" Helen ve içlerinde normal bir evliliğe sahip olduğu düşünülen Trish adlı üç kız kardeş var. Helen'in psikolog kocası telefon sapığının da psikologu aynı zamanda... [Bu noktada hikayeyi anlatmayı bırakıyorum;çünkü film anlatmayı sevmem. merak eden izler, ben öneririm. Yok izlemem; ama merak ettim derseniz: http://burnout.blogcu.com/happiness_391319.html] Benim bu yazıyı yazmama sebep olan da o karakter zaten. Psikolog abimizle ilgili edindiğimiz ilk bilgiler psikologa gittiği, karısıyla bir süredir sevişmediği ve bir parka gidip mutlu insanları rastgele öldürmek konusunda fantezi kurduğu;belli ki bi derdi var diyoruz ve yönetmen 18. dakikada onu (11 yaşındaki) büyük oğluna aldığı dergiye bakarak arabasının arka koltuğunda mastürbasyon yaparken gösteriyor ve ilk soru işareti... Hikayenin devamında 11 yaşındaki oğlunun sınıf arkadaşlarından ikisine tecavüz eden psikolog polisler eve geldiğinde kendini freudyen bir şekilde ele veriyor ve ailesi tarafından terk ediliyor[filmden video parçaları almamı sağlayacak bir program bile bilmiyorum, umarım telefonum işe yarar ve üzgünüm ingilizce olacak]:

Konuyu açması için göstermek istediğim iki sahne daha var [Hırsızlığa girmiş oluyo mu şimdi bu]:

1) Biraz backround için anlatıyorum burdaki güzel çocuk babasının "eşcinsel olmasından şüphelendiğini" söylediği biraz feminen bir erkek çocuğu. Arkadaşında yani psikologların evinde kaldığı gece uyku hapı katılmış sandöviçi yiyor ve uyandığı sabah rahatsızlanıyor, istifra ediyor ve psikologumuz onu evine bırakıyor. İzlenecek olan sahne bir sonraki sabah.


2) Cinselliğini keşfetme aşamasında psikolog babasından yardım alan Billy(11 yaşındaki büyük oğul) okulda babasıyla ilgili anlatılanları konuşmak için babasının yanına geliyor.

Tartışmadan önce Pedofiliyi açıklayalım. Etimolojik olarak pedo + fili. pedo, "pedagoji" deki çocuk fili'yse "nekrofili" (ölü sevicilik), "filosofi"(bilgi sevgisi) sevgi, seven... Yanisine gerek yok... Amiyane tabirle filmde de işlenen şekliyle"oğlancılık" halbuki bu da cinsel yönelim ve kimlik gözetmeksizin her çocuğun başına gelebilecek bir şey. Bakalım CETAD ne diyor:

Tanı Ölçütleri
A. En az 6 aylık bir süre boyunca, kişinin ergenlik dönemine girmemiş bir çocukla ya da çocuklarla (genellikle 13 yaşlarında ya da altında olanlarla) cinsel etkinlikte bulunma ile ilgili yoğun, cinsel yönden uyarıcı fantazilerinin, cinsel dürtülerinin ya da davranışlarının yineleyici bir biçimde ortaya çıkması.
B. Kişi, bu cinsel dürtülerine göre davranmaktadır ya da bu kişinin cinsel dürtüleri ya da düşlemleri (fantezileri) belirgin bir sıkıntıya yada kişiler arası sorunlara neden olmaktadır.
C. Bu kişi en az 16 yaşındadır ve A Tanı Ölçütündeki çocuk ya da çocuklardan en az 5 yaş daha
büyüktür.

*11-12 yaşlarında biri ile cinsel ilişki sürdüren geç ergenlik dönemindeki bir kişiyi buraya
katmayınız.

Erişkin birinin sürekli ya da tekrarlayıcı bir biçimde çocuklarla cinsel ilişkiye girmesi ya da böyle fanteziler kurarak uyarılmasıdır. Daha çok karşı cinsten bir çocukla ilişki görülse de aynı cinsten çocukları da kullananlar vardır. Çocukları ilişkiye daha çok kandırarak veya tehdit ya da şantajlarla ikna ederler ancak bazen şiddet uygulama davranışı da gösterirler.

Bunlardan benim anladığım; pedofili, basitçe, genç ergenliğini tamamlamış birinin (18diye düşündüm) ergenliğe girmemiş veya yeni girmiş birini arzulaması olarak tanımlanabilecek bir parafili (cinsel davranış sapması)dir. CETAD tanımına bakarak bir çocukla böyle bir bağ kurmanın pedofili tanısı için şart olmadığını anlıyorum.

Pedofili bir hastalık, acizlik;diğer yanda bir çocuk... Yetişkin karşısında karar verme yeterliliği ve olgunluğu olmayan, savunmasız... Kimi suçlayacağız? Çocuk pornografisiyle ilgili geçen sene kopan kıyamette memleket olarak ne kadar duyarlıydık,ortalık nasıl ayağa kalktı kolayca hatırlanabilir... Yani pedofillere linç! i.ü. Çapa'dan Prof. Dr. Şahika Yüksel Radikal'e verdiği röportajda şöyle demiş: "pedofiller bir ruhsal hastalık olarak değerlendirilmekle birlikte pedofil bir kişi kendisini ve çevresini değerlendirebilen, bunun uygun bir davranış olup olmadığını ölçebilen bir kişidir" yani en azından hayata geçirmemek seçimine sahiptir diyor. Happiness'te, psikolog, görüyorsunuz o arzuyla baş etmeye çalışıyor sonra oğluna anlatırkenki sahneye bakın "yapardım yine" diyor. Adam hastalık karşısında aciz. Ben şahıslar yerine hastalığı suçlayacağım işin pedofil kısmında. Seçmediği ve durduramadığı bir şey olduğu için trans kimliğime yakın bulup anlıyorum sanırım; ama bu edimin çirkinliğini (siz çirkinden 50tane kadar daha çirkin sıfat türetin) onaylayabileceğim anlamına gelmiyor, kabul edilebilir değil. "Ehliyetsiz" yani savunmasız olan çocuk için zararlı olan da edim olduğuna göre... Edimi nasıl durdurabiliriz diye düşünüyor insan elbette! baktım, pedofilinin tedavisi yok. Ş. Yüksel "var mı tedavisi?" diye sorulunca aynı röportajda şöyle demiş: "Oldukça zor, doktorlar bunun tedavisiyle uğraşmıyorlar ve tedavileri ile ilgili çok az bilgimiz var. Bizim kaçınmamız da var. Tedavide cerrahi yöntemler de kullanıldı. Psikoterapiler geliştiriliyor. Depresyon türünde bazı ilaçların işe yaradığı biliniyor. Ciddi tedavilerin sonuçların yüzde 35-40'a kadar cinsel istismarın kalktığı biliniyor. Dünyada ergenlik devresinde istismar yapan kişilerin tedavisinde gelişmeler ve ciddi yatırımlar var." Acil çözüm istiyorsak pedofili tedavisi henüz kayda değer değil. Saldırının önünü kesemiyorsan tek çözüm ÇİN SEDDİ! Zaten çok koruyucu olan bir toplumda daha fazla korumayı mı öneriyorum? Kızlarımızı tekrar eve kapayalım mı? Malesef ensest de çok yaygın... Daha içerden bi yerden set çekmeli.

Düşünüyorum da fırlama görünmekle birlikte o kadar naif bir çocuktum ki... Kaçırılma ihtimalime karşı "yabancılarla gitme", "yabancılardan bir şey alma" diye sıkı sıkı tembihlenmiştim mesela ama neye karşı korunmaya çalıştığımı bilmezdim. Büyümeye de çok meraklıydım. Şimdi düşününce... Anlamazdım, biliyorum. Anlatılmadığı için anlamazdım. O yüzden çocuğuma anlatacağım, "kimsenin sana istemediğin bir şey yapmasına izin verme" diyeceğim "rahatsız olduğun bir şeye karşı çıkmak, itirazını dile getirmek konusunda cesur ol diyeceğim" bu lafın bana karşı da kolayca asileşebilecek bir çocuk yaratacağını bile bile:)

Cinselliği bilmeyen ve konuşmayan toplumu suçluyorum ben, pedofillerden daha da fazla; çünkü bastırılmış cinselliğin parafillere yol açmak ve ona karşı korunma ihtimalini azaltmak gibi 2yönlü bir suçu olduğunu görebiliyorum! Cinselliği konuşun...

Kavramlar

Geçtiğimiz pazar Lambda'da "Açılmanın İki Yüzü" adı altında LİSTAG (Lambdaİstanbul Aile Grubu) tarafından düzenlenen toplantıların 2.sine katıldım. Bu toplantıda yaygın olduğu varsayılandan farklı bir cinsel yönelimi ya da cinsel kimliği olan kişilerin yani eşcinsel biseksüel travesti transseksüel (ve intersex) bireylerin ailelerinin (kardeşleri, anneleri, babaları vb.) bireyler onlara açıldığında ne hissettiklerinin konuşulması amaçlanmıştı. Onlar da kendi serüvenlerini anlattılar: İlk duyduklarında kabul edemediklerini, "Olamaz" "Nerede yanlış yaptık?" veya "Çocuğumuzu iyi yetiştiremedik mi?" diye düşündüklerini söylediler. Onaylamaktan korktuklarını, toplumun baskısından korumak istediklerini... Bunları ve çeşitlerini akrabalarını kabul ederken içlerinde olanları toplantıya katılanlara anlattılar. Elbette ailemiz tarafından kabul edilmemiz veya edilmememiz sırasında bize yaşatılan kırgınlığı alttan alta bu "yabancı"lara yükleyerek sorular sorduk. Niye böyle yapıyorsunuz gibi bir sitemi alttan alta dillendiren sorularımıza "bilgisizdik" diye cevap verdiler. Tabu olan cinselliğin konuşulmamasının onları kendi cinsellikleri üzerine düşünmekten bile alıkoyduğunu anlattılar ve CETAD'la ortaklaşa düzenledikleri toplantılar sayesinde bilgilendiklerini, bilgi sahibi olduktan sonra farklı bir bakış noktasına ulaşabildiklerini söylediler.
Onların bu kazanımının gerçekliğine o kadar değer veriyorum ki ben de bildiğim kadarıyla en bilinen kavramları yeniden açmaya karar verdim:

  • cinsiyet/sex: anotomik ve biyolojik cinsiyet

  • gender: toplumsal cinsiyet ve/veya hissedilen cinsiyet

  • orientation/ cinsel yönelim: kişinin cinsiyetine göre ve arzu duyduğu cinsiyete göre belirlenir. eşcinsellik, biseksüellik ve heteroseksüellik cinsel yönelimdir.
cinsel yönelim:

  • eşcinsellik/homoseksüellik: (kadın ya da erkek) kişinin, kendi biyolojik cinsiyetinden olan birine duyduğu seksüel ilgidir.

  • biseksüellik: (kadın ya da erkek) kişinin, hem karşı cinse hem kendi cinsiyetinden olan birine duyduğu seksüel ilgidir.

  • aseksüellik: Cinsel ilişkiye girmeye ihtiyaç duymayan ve zevk almayan kişilerin seksüel durumudur

  • heteroseksüellik: (kadın veya erkek) kişinin, karşı cinsiyetten olan kişilere duyduğu seksüel ilgidir.
cinsel kimlik

  • travestilik: (kadın ya da erkek) kişinin, biyolojik cinsiyeti için "uygun görülen" kıyafetler yerine diğer biyolojik cinsiyet için "uygun görülen" kıyafetleri giymekten haz duymasıdır. Transseksüellikten bir önceki aşama olmadığı gibi, herhangi bir cinsel yönelimle birlikte bulunabilir, travestilerin eşcinsel olması gerekmez.

  • transseksüellik: (kadın ya da erkek) kişinin anatomik ve biyolojik cinsiyetini reddederek karşı cinsin birincil ve ikincil cinsiyet özelliklerine sahip olmak istemesidir. Karşı cinsle kuvvetli bir özdeşim kurmanın yanısıra anatomik cinsiyetinden rahatsızlık duyma ve anatomik cinsiyetine ait rolde uygunsuzluk hissetme söz konusudur. Herhangi bir hormonal dengesizlikle ya da biyolojik patoloji ile ilgisi ortaya konamamıştır. Yalnız erkekten kadına transseksüellik yoktur, kadından erkeğe transseksüellik de tıbben mümkündür. Transseksüellik, sex işçiliğinin diğer adı değildir.
cinsel yönelim kişinin ilgi kurduğu bir ikinci kişiyle ilgiliyken cinsel kimlikler doğrudan kişinin kendisiyle ilgilidir ve cinsel yönelimden bağımsızdır. Beklenenin dışında; bir travesti heteroseksüel, bir transseksüel eşcinsel veya biseksüel olabilir. Tüm cinsel yönelimler ve cinsel kimlikler iki cinsiyet için de geçerlidir.
(devam edecek)