İki hafta önce ailemin evine geldim. Artık 1 yıl oldu hormona başlayalı; sesim değişti, sakalım var, e şort giyiyorum… neredeyse 30 yıldır aynı yerde oturuyor annemler... Sitedeki tüm komşular tanıyo çocukluğumdan beri dolayısıyla... Garip- anlamaz bakışlar dolaşıyor üstümde haliyle ara ara...
Annemler utanıyorlar; değil savunmak veya söylemek o bakışlara bile tahammülleri yok. En azından annem için böyle olduğunu bildiğim için komşularla köşe kapmaca oynuyorum... Yaz, herkesler balkonda, balkonlara başımı kaldırmadan gelip geçiyorum; sitede gezinmiyorum, hızlıca girip çıkıyorum. Geçen tam evin kapısını açtım, baktım üst çaprazdaki hacı dede geliyor, sanki bir şey unutmuş gibi jet hızıyla geri girdim eve.
Yıpratıcı ama bunu ailem için gocunmadan yapıyorum; çünkü ailemin tek “yatırım”ıyım ve 2yıldır tüm hayalleri darmaduman. Benim bir siyasi partide kadın kolları başkanı falan olacağımı düşünen babam “ben kadın değilim” dediğimden beri biyolojik bi problemi olmayan birinin nasıl olup da kendimi erkek olarak hissedebileceğimi algılamaya çalışıyor; çocuk gelişimi öğretmeni olan annem hem anneliğini hem mesleki yeterliliğini sınayan hem de onun inançlarında yeri olmayan bir şeyi tüm enerjisini verip yaşattığı çocuğunu anlamak adına algılamaya çalışıyor. 51 yaşındalar, ikisi de en çok 45 gösteriyordu ben açılana kadar, babam 2, annem 5 yaş birden aldı... O tatile çıkmadan önce konuştuğumuzda nasıl ağladığı aklımdan gitmiyor... Bir silah olarak değil, içi acıya acıya ağladığını hissettim ve gerçekten çok üzüldüm onun için... Keşke kendini böyle yıpratmasa demekle yetinemem bunu bilirken, biraz olsun daha az zorlanmasını sağlamaya çalışıyorum. Tıpkı onlardan benim hayatta zorlandığım şeylerde daha az zorlanmamı sağlamalarını istediğim gibi... Her ne kadar oğlum ya da Berk veya İnan diye seslenmiyorlarsa da istemediklerimi de kullanmıyorlar... Bu da bir özveri. Ben de onlar için özveride bulunuyorum işte...
Söz gelimi, ifade ettiğim benliğimden vazgeçmemi isteseler bunu yapamam. Kullanma hormon deseler, bu bir özveri olmaz... Kendimden geri adım atmadan, onlar için yapabileceklerimi yapmak da bana yük olmaz.
Babanne
Babannem 77 yaşında. Ankara'da olduğum süre içinde hayırlı torun olmaya karar verdim, beni her şey için arayabilirsin, dedim.
Bir gün evi için alışverişine gittik; o market bu market gezdik. Ucuzcu, her şey satan marketlerden birine girdik. Alışveriş bitti, son bir bakınıyor babannem ben de arabayla peşindeyim... Erkek boxerlarının yanından geçerken "alayım mı sana bunlardan" dedi. Ben şok, çocukken de hep alırdı çamaşır, klasik şeyler, kelebekli falan, nefret ederdim! Bu sefer boxer : ) "y-yok babanne. Var bende, sağol dedim; ama kih-hi bir gülüş oturdu yüzüme. Tüm alışveriş boyunca oğlum aşağı oğlum yukarı zaten : )
Başka bir gün balkonda oturalım, dedi. İyi, dedim. Kahve yapayım, içeriz, dedi... Ben yapayım babanne, dedim. 77 yaşında kadın, "hadi bi kahve yap içelim" denir mi : D Çok garip değil mi, benim yapmam lazım bence... Olur mu canım öyle şey, sen geç otur, dedi erkek kahve mi yaparmış gibisinden... Yaptı içtik, miss...
Balkonun perdesi takılıyormuş, onu da yaptım. Ne kadar erkek işi varsa ben bakıyorum artık! Babamı şikayet ediyo bi de ilgilenmiyo o diye : D ama kafası yine de karışık. Bir gün pazardayız halam aradı. Asım'la pazardayız, dedi. Abimle mi dedi halam herhalde, "evet abinle" dedi. Ailenin bütün erkeklerinin isimlerini kullanıyo, Yamaç (kuzenim), Asım (babam)... Hepsi benim : D berk duymadığı için sık sık, alışamadı muhtemelen; ama eski adı da jet hızıyla sildi, o da hoş:)
OOOooo, harika ya diyorsunuz değil mi? Aslında o kadar da değil. Kahve içerken babamın kabul etmemesinden dert yandım. "Bakma ben bir şey demiyorum; ama insanlar sorsa ne diyeceğimi de bilemiyorum" dedi. Çok içten bir şeydi, yüreğinin içinden söylediğini biliyorum... LİSTAG'a gelsinler istiyorum bu yüzden; çünkü bu konuda yapılabilecek olan her neyse onu ben bilmiyorum...
Bir gün evi için alışverişine gittik; o market bu market gezdik. Ucuzcu, her şey satan marketlerden birine girdik. Alışveriş bitti, son bir bakınıyor babannem ben de arabayla peşindeyim... Erkek boxerlarının yanından geçerken "alayım mı sana bunlardan" dedi. Ben şok, çocukken de hep alırdı çamaşır, klasik şeyler, kelebekli falan, nefret ederdim! Bu sefer boxer : ) "y-yok babanne. Var bende, sağol dedim; ama kih-hi bir gülüş oturdu yüzüme. Tüm alışveriş boyunca oğlum aşağı oğlum yukarı zaten : )
Başka bir gün balkonda oturalım, dedi. İyi, dedim. Kahve yapayım, içeriz, dedi... Ben yapayım babanne, dedim. 77 yaşında kadın, "hadi bi kahve yap içelim" denir mi : D Çok garip değil mi, benim yapmam lazım bence... Olur mu canım öyle şey, sen geç otur, dedi erkek kahve mi yaparmış gibisinden... Yaptı içtik, miss...
Balkonun perdesi takılıyormuş, onu da yaptım. Ne kadar erkek işi varsa ben bakıyorum artık! Babamı şikayet ediyo bi de ilgilenmiyo o diye : D ama kafası yine de karışık. Bir gün pazardayız halam aradı. Asım'la pazardayız, dedi. Abimle mi dedi halam herhalde, "evet abinle" dedi. Ailenin bütün erkeklerinin isimlerini kullanıyo, Yamaç (kuzenim), Asım (babam)... Hepsi benim : D berk duymadığı için sık sık, alışamadı muhtemelen; ama eski adı da jet hızıyla sildi, o da hoş:)
OOOooo, harika ya diyorsunuz değil mi? Aslında o kadar da değil. Kahve içerken babamın kabul etmemesinden dert yandım. "Bakma ben bir şey demiyorum; ama insanlar sorsa ne diyeceğimi de bilemiyorum" dedi. Çok içten bir şeydi, yüreğinin içinden söylediğini biliyorum... LİSTAG'a gelsinler istiyorum bu yüzden; çünkü bu konuda yapılabilecek olan her neyse onu ben bilmiyorum...
Sakal meselesi
Karıştırılma hikayelerinden yorulan trans erkekler için sakal önemli bir konu olabiliyor ya da bir erkek sakallı olmak isteyebiliyor, benim aksime : )
Kabul etmek gerek, kıl tüy mevzuları erkeklik için önemli bir ölçüt, beni 5ay kadar bir zamandır görmeyen bir arkadaşım, erkek kardeşimden çok sakalın var, dedi sonra da başladı anlatmaya, (94'liydi galiba erkek kardeşi) dertliymiş çok tüyleri çıkmıyor diye, herkesin çıktı benim çıkmıyor diye karalar bağlamış, dalga da mı geçiyorlarmış, kızlar tüysüz sever diye avutmaya çalışıyorum, dedi : ) Halbuki yarma gibi bir oğlan, hani "kız gibi" muhabbeti yapılacak biri de değil... Üzüldüm bu kadar dert etmesine...
Benim, hematolojik rahatsızlığım yüzünden yüzümde herkeste olandan biraz daha fazla sivilce oldu sanıyorum. Kıl kökü iltihaplanması sonuçta sivilce dediğimiz, benim hastalığım da enfeksiyona, iltihaba yatkın olmakla ilgili... Kendimce vardığım sonuç bu. Yine hastalığım yüzünden pek jilet kullanmamam gerekiyor, enjeksiyonu tetiklediği için. Ayrıca sivilce varsa traş olunmaz bilindiği gibi, yayılmasın diye... Ben de bu sebeplerden çok seyrek traş oldum. Sakalı hızlı çıksın diye her gün traş olduğunu söyleyen insanlara hayretle baktım... Jiletin tüyleri arttırdığını değil, sertleştirdiğini düşünüyorum bir kere açıkçası.... Ayrıca traş ölü de olsa en üst deriyi kazımak demek bir kere, cilde o kadar eziyet etmemek gerek bence... Her neyse... Seyrek traş olmama rağmen artık gürül gürül değilse de Jhonny Depp kadar bi sakalım var, bıyığım yoksa da : )
Ama sakal dertli bir şey... Geçen televizyonda şöyle bir laf duydum: "dünyanın derdi sakal gibidir; sen kesersin o uzar, o uzar sen kesersin" : ) Bayıldım lafa açıkcası! İstemesen bile kesmemenin imkanı yok, kötü görünüyor, kessen iki- üç gün sonra uzuyor, bir de çıkarken kaşınması var... Özellikle jilet kaşındırıyor... Traş makinası diye bir devlet var bu arada, cildinizi kazımıyorsun, çim biçme makinası gibi üstteki tüyleri kesiveriyor... Saç traşında da kullanılan versiyonlar trans erkekler için ayrıca güzel, az sakalın var diyelim, tümden kesmek zorunda değilsin, 3mm'lik versiyona ayarlayıp istediğin yerini istediğin kadar kesebilirsin... Bu çoğu zaman aynaya daha mutlu bakmak demek, bunu biliyorum : )
Kıldan tüyden mevzular deyip geçilmemek gerek : ) ama üzülmeye de değmez, derdiyle birlikte geliyor : )
Kabul etmek gerek, kıl tüy mevzuları erkeklik için önemli bir ölçüt, beni 5ay kadar bir zamandır görmeyen bir arkadaşım, erkek kardeşimden çok sakalın var, dedi sonra da başladı anlatmaya, (94'liydi galiba erkek kardeşi) dertliymiş çok tüyleri çıkmıyor diye, herkesin çıktı benim çıkmıyor diye karalar bağlamış, dalga da mı geçiyorlarmış, kızlar tüysüz sever diye avutmaya çalışıyorum, dedi : ) Halbuki yarma gibi bir oğlan, hani "kız gibi" muhabbeti yapılacak biri de değil... Üzüldüm bu kadar dert etmesine...
Benim, hematolojik rahatsızlığım yüzünden yüzümde herkeste olandan biraz daha fazla sivilce oldu sanıyorum. Kıl kökü iltihaplanması sonuçta sivilce dediğimiz, benim hastalığım da enfeksiyona, iltihaba yatkın olmakla ilgili... Kendimce vardığım sonuç bu. Yine hastalığım yüzünden pek jilet kullanmamam gerekiyor, enjeksiyonu tetiklediği için. Ayrıca sivilce varsa traş olunmaz bilindiği gibi, yayılmasın diye... Ben de bu sebeplerden çok seyrek traş oldum. Sakalı hızlı çıksın diye her gün traş olduğunu söyleyen insanlara hayretle baktım... Jiletin tüyleri arttırdığını değil, sertleştirdiğini düşünüyorum bir kere açıkçası.... Ayrıca traş ölü de olsa en üst deriyi kazımak demek bir kere, cilde o kadar eziyet etmemek gerek bence... Her neyse... Seyrek traş olmama rağmen artık gürül gürül değilse de Jhonny Depp kadar bi sakalım var, bıyığım yoksa da : )
Ama sakal dertli bir şey... Geçen televizyonda şöyle bir laf duydum: "dünyanın derdi sakal gibidir; sen kesersin o uzar, o uzar sen kesersin" : ) Bayıldım lafa açıkcası! İstemesen bile kesmemenin imkanı yok, kötü görünüyor, kessen iki- üç gün sonra uzuyor, bir de çıkarken kaşınması var... Özellikle jilet kaşındırıyor... Traş makinası diye bir devlet var bu arada, cildinizi kazımıyorsun, çim biçme makinası gibi üstteki tüyleri kesiveriyor... Saç traşında da kullanılan versiyonlar trans erkekler için ayrıca güzel, az sakalın var diyelim, tümden kesmek zorunda değilsin, 3mm'lik versiyona ayarlayıp istediğin yerini istediğin kadar kesebilirsin... Bu çoğu zaman aynaya daha mutlu bakmak demek, bunu biliyorum : )
Kıldan tüyden mevzular deyip geçilmemek gerek : ) ama üzülmeye de değmez, derdiyle birlikte geliyor : )
Hormonla geçen 1 yıl
Birkaç gün sonra bir yıldır hormon kullanıyor olacağım. Bir sürü değişmenin olduğu kesin; ama insan kendini her gün gördüğü için tam olarak neyin ne kadar değiştiğini söylemekte zorlanıyor. O yüzden iki fotoğraf koydum karşıma. İlki bebek yüzlü, sanki 16-17 yaşında bir çocuk, oysa ki üniversite mezuniyetim, yani tam 13 ay öncesi. Diğeri yakışıklıca bir genç adam, övünmek gibi olmasın : ) az bir sakalı var, 20 yaşında vardır... Alnım daha geniş görünüyor, çenem daha çıkık, belki büyük de, yüzüm daha geniş gibi, daha köşeli; ama öyle çene hattının değişmesinden çok elmacık kemiği, yanaklarda bir değişiklik var... Burnum sandığım gibi enine büyümedi, belki biraz da uzadı, daha sivri, sadece belki... Keşke diğer kıllarımla birlikte kaşlarım da çoğalmış olsa; ama fotoğraflar öyle bir şey göstermiyor : ) Favorilerde çok net bir uzama var. Hep çok dar olduğu için şikayet ettiğim alın bölgesinde -özel çabamın da etkisiyle sanırım- seyrelme var, daha da açılmasını umuyorum, ki duyduğuma göre oluyormuş : ) Bıyıklar hala yok'a yakın seyrediyorken, sakallar artık şüphe götürmez şekilde ordalar... Sakal konusunu ayrıca yazmak niyetindeyim, o yüzden bir yılın sonunda ergen çirkinliğinden kurtulmanın nasip olduğunu müjdeyip vücuttaki değişikliklere geçiyorum: hormona 22 yaşında başladıysanız omzunuzun kendiliğinden genişlemesi vasıtasıyla üçgen vücuda varmak, boyun uzaması falan gibi fantazilere sahip olmamak gerek : ) tabii ki kaslar daha geniş omuzlu görünmeyi sağlıyor, memenin olmamasıysa başlı başına atletik ve geniş omuzlu görünmek için yeterli... ama yağ miktarınız azalsa bile genişlemiş bulunan leğen kemiğiniz yüzünden basen genişliğiniz o kadar da küçülmeyebilir, önemsiyorsanız barfiks çekilecek, kaçarı yok : ) Kas yapınız hiçbir şey yapmasanız da gözle görünür değişikliğe uğruyor gerçi, hem bunun hem de kan dolaşımının /tansiyonun artması daha damarlı görünmenizi de sağlayacak... Bunun dışında kıldan tüyden bir mesele var... Çok hoşnut olmadığım için sürekli dile getiriyor olabilirim; ama söylenmeyebilecek, atlanabilecek değil bariz bir kıllanma var: bacak, göğüs bölgesi, ellerin üzeri, kollar... hem kalınlık hem de sıklık artıyor... Bir yandan da dökülüyor tabii... Annem, "baban kedi gibi tüy döküyor" derdi inanmazdım, gerçekmiş : ) Kıllanmanın ilerlemesinin tek iyi yanı, tüyler çıktıkça sivilcelerin azalması, biteyazması... Saçlarım da daha kolay kopar oldu; ama korkulacak bir seviyede olduğunu düşünmüyorum. Son olarak söyleyebileceğim, hem yüzüme hem fiziksel yapıma baktığım zaman daha iri birini gördüğüm, 3-4 kilo almış olmamdan bağımsız olarak maddesel yoğunluğun artması gibi bir irilik, artık tüy siklet değilim : )
Sözün özü, ben bu değişikliklerden çok memnunum. Artık karıştırılma hikayelerim yok diğer bir yandan, erkek egemenlik bal sürülmüş parmağını ağzıma uzatıyor bir yandan, ama bu başka bir yazının konusu...
Sözün özü, ben bu değişikliklerden çok memnunum. Artık karıştırılma hikayelerim yok diğer bir yandan, erkek egemenlik bal sürülmüş parmağını ağzıma uzatıyor bir yandan, ama bu başka bir yazının konusu...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)